mirc mircturkce turkcemirc mircsite mircarama indirmirc chatmirc mirchat

Asyaya Yeni Domain Uzantisi

Date Ekim 31, 2007

Asya ülkelerinin internet sitelerine yönelik “.asia” bölgesel internet alan adı bugünden itibaren talep sahiplerine satılmaya başlandı.

Asya ve Okyanusya’daki 73 ülkenin temsilcilerini bünyesinde toplayan, kar amacı gütmeyen ve merkezi Hong Kong’da bulunan DotAsia şirketi, “.asia” alan adının resmi yöneticisi, dağıtıcısı ve tanıtıcısı olarak, uluslararası markalar veya kamu kuruluşlarının korunması amacıyla önceki alan adlarının verilmesindeki “ilk gelen, ilk alır” kuralını uygulamayacak.DotAsia’da Avustralya’dan Ortadoğu’ya kadar temsil edilen markalar ile hükümetler ve kamu kuruluşları, “.asia”nın Mart 2008’de herkese açılmasından önce bugünden itibaren kayıtlarını yaptırabilecekler.

DotAsia yetkilisi Edmon Chang, bu yeni uzantının, Asya’daki cemaatlere, Asya pazarı için gerçekçi bir değerlendirme ve gerçekçi bir katılım sağlayacağını söyledi.

DotAsia şirketi, kısa adı Icaan olan uluslararası internet alan adları ve adresi yönetim kuruluşu ile yaptığı anlaşmayla, “.asia” alan adı verilmesinde her türlü anlaşmazlıktan kaçınılması amacıyla açık arttırma usulüyle talepleri değerlendirecek.

Avrupa merkezli “.eu” alan adının geçen yıl verilmeye başlanmasının ardından “.asia”da verilecek internet sitelerinin fiyatları talebe göre, 10 dolardan yüzlerce dolara kadar yükselebilecek.

Google internetin hala ezici lideri

Date Ekim 31, 2007

İnternette ağustos ayındaki 61 milyar aramanın yüzde 60’ının Google ile yapıldığı, ancak Microsoft’u geçen Çin arama motoru Baidu’nun da hızlı bir yükseliş içinde olduğu belirlendi.

Comscore adlı şirketin araştırmasında, 15 yaşından büyük 754 milyon internet kullanıcısının ağustosta bir veya birkaç kelime ile arama motorlarında arama yaptıkları, bunların dünyadaki internet kullanıcılarının yüzde 95’ini oluşturduğu ve kişi başına ortalama 80 arama, toplam olarak da 61 milyar arama tespit edildi.

İnternette en çok arama yapanlar 299,7 milyon kullanıcıyla Avrupalılar olurken, bunları 258 milyonla Asyalılar ve 206,3 milyonla da Kuzey Amerikalılar izledi. Güney Amerika’daki arama yapan kullanıcı sayısı 50 bin, Orta Doğu’da ise sadece 30 bin oldu.

Aramaların yüzde 60’ına karşılık gelen 37 milyar aramanın Amerikan Google grubunun çok dilli sayfalarında, 5 milyarı da Google’ın video klip branşı YouTube’de yapıldı.

Amerikan Yahoo! ise büyük farkla aramaların yüzde 14’üne karşılık gelen 8,5 milyar aramayla ikinci oldu.

Araştırmaya göre, Çin Google’ı olarak adlandırılan Baidu ise yazılım lideri Microsoft’un yüzde 3,4’lük aramaya sahip (2,1 milyar arama) Live Search’ünü geçerek 3,3 milyar arama (yüzde 5,4) ile üçüncü sırada yer aldı.

Comscore’un araştırmasında, Koreli arama motoru Naver 2 milyar aramayla 5., açık arttırma sitesi eBay’in listesi de 1,3 milyar aramayla 6. oldu.

Amd Uc cekirdekli islemciler

Date Ekim 31, 2007

AMD firması üç çekirdekli işlemcilerini ara çözüm olarak duyurdu. AMD Phenom işlemciler, bir tek silikon kalıbı üzerine üç işlemci çekirdeğin entegre edilmesiyle oluşturuluyorlar.

AMD’nin 4 çekirdekli işlemcilerden istediği performansı elde edememesi durumunda üç çekirdekli işlemcilere yönelebileceğini belirterek ciddi bir yol ayrıma geliyor. İşlemci üreticisi yeni yerleşik (gerçek) dört çekirdek mimarisini kullanarak 3 çekirdekli bir işlemci modeli satmayı planlıyor.

AMD Phenom işlemci ailesi Direkt Bağlantı Mimarisi üzerine kuruluyor. Birleşik bir hafıza denetleyicisi, eğlence ve oyunlarda verimlilik için artan bir performans özelliği sunuyor. Buna ek olarak bu yeni nesil mimaride, çoklu görevli yazılım üzerinde teknolojide en ileri performans için paylaşımlı L3 ön bellek ile birlikte belleğe hızlı erişim amacıyla AMD’nin Balanced Smart Cache (Dengelenmiş Akıllı Önbelleği) yer alıyor.

İşlemcilerin teknik özelliklerine bakıldığında son kullanıcı için oldukça önemli veriler ortaya çıkıyor. Üç çekirdekli işlemcilerin dört çekirdeklilere göre yaklaşık %20 daha hızlı çalıştığı ve bunun son kullanıcı için oldukça ikna edici bir veri olduğu belirtilirken, AMD’nin geliştirdiği ara çözümün son derece mantıklı olduğu söylenebilir.

2008′in ilk çeyreğinde piyasaya çıkması beklenen son teknoloji ürünü platformları ve gelecek nesil mimarisiyle bu sektörün tek üç-çekirdekli masaüstü işlemcisi, AMD’nin müşterilerine benzersiz çok çekirdekli seçeneklerine sahip platformlar sunmak için genişletilmiş portföyüyle neden daha akıllı bir seçim olduğunu gösteriyor. AMD Phenom dört çekirdekli işlemcileri (quad-core) 2007 yılında piyasaya çıkmak için takvimde yerlerini koruyorlar.

AMD üç çekirdekle bir de maliyet avantajı elde edebilir. Üretim sonrası model numarası tanımlanırken dört çekirdekli bir işlemcinin bir çekirdeği sorunlu ya da daha yavaş çıkarsa bunu üç çekirdekli olarak lanse etme olanağına kavuşmuş olacaklar.

AMD’nin bu ara çözümünün nasıl bir sonuç vereceğini ortaya koyacak en önemli kriter ise fiyat olacak. Eğer Intel, AMD’nin 3 çekirdekli işlemcileri çıkarmasından sonra bir fiyat indirimine giderse AMD’nin işi zorlaşacak. AMD’nin üç çekirdekli işlemcilerinin tutması durumunda Intel’in başta fiyat düzenlemesi olmak üzere bazı stratejik değişikliklere gitmesi de bekleniyor.

Bilimin Cozemedigi 10 Olgu

Date Ekim 31, 2007

Yüzyıllardır bilim adamlarının cevap aradığı sorular bunlar. Her ne kadar basit görünselerde bir o kadarda karmaşık olgular. Bilim adamları bu olguları çözmek için daha fazla çalışmalılar bence… Neymiş bu çözülemeyen olgular, isterseniz birlikte göz atalım…

1 - BEDEN / ZİHİN BAĞLANTISI

Bir efsaneye dönüşen ‘plasebo etkisi’ zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte, yani aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz denekler, dertlerine derman olacak bir hap ya da şurup içtiklerini düşündüklerinden kendilerini daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de düzelme görülüyor. Bazen de bu ‘yalancı’ ilaçların işe yaradığını kanıtlamak istercesine, içtiklerinin etkisiyle acı çekiyorlar. Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez, zihin neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Pek çok uzman, zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, modern tıbbın yaratabileceği bir ‘mucize’den kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor.

2 - HAYALETLER

“Ölü insanlar görüyorum” repliğiyle zihnimize kazınan ‘Altıncı His’ filminden, lisedeyken ev partilerinde pek çoğumuzun katıldığı masum ruh çağırma seanslarından, çocukken masal gibi dinlediğimiz korkulu hayalet hikâyelerine kadar ruhlar üzerine hep konuşulur. Hayaletlerin varlığı hakkında ciddi bir kanıt olmamakla birlikte, onları gördüğünü, onlarla konuştuğunu, onların fotoğraflarını çektiğini ısrarla anlatan -içten ya da değil- şahitler, pek çoğumuzun yakın çevresinde bile mevcut.

3 - DEJA VU

Fransızca bir kelime olan ‘déjà vu’, Türkçede ‘daha önce görülmüş’ anlamını taşıyor. Açıklamak istediği durum ise şu: Özel bir anı ya da birtakım koşulları, aynı şekilde daha önceden de yaşamış olduğunuzu hissetme hali. Herkesin hayatında bir ya da birkaç kez yaşadığı bu duygu, şaşırtıcı, anlaşılmaz, gizemli ve evet ürkütücüdür. Birçok kişi ‘déjà vu’ hissini psişik bir deneyim olarak algılar. Birçok kişiye göre ise bunlar, önceki hayatlarımızdan davetsiz çıkıp gelen anlık karelerdir. Araştırmacılar ‘déjà vu’ ile ilgili bazı açıklamalar yapmaya çalışsalar da, bu tuhaf hissin nedeni, bir gizem olmayı sürdürüyor

4 - TAOS UĞULTUSU

ABD’nin New Mexico eyaletinde bulunan küçük Taos kentini ziyaret eden bazı turistler ve vatandaşlar, yıllardır, çöl havasında gizemli, güçsüz, düşük frekansa sahip bir uğultu ve titreşim duyduklarını anlatıyorlar. Bu iddiada bulunanlar, Taos vatandaşlarının sadece yüzde ikisini oluşturuyor. Bazıları bunun çöldeki garip birtakım akustik sorunlarından kaynaklandığını düşünürken, bazıları da bir çeşit kitle histerisi ya da uğursuz bir sır olduğuna inanıyor. Duyulduğu iddia edilen sese ister vızıltı, ister uğultu, ister titreşim deyin; ister psikolojik, ister doğal, ister doğaüstü olduğuna inanın… Hakkında bilinen bir tek gerçek var: O da şimdiye kadar hiç kimsenin bu garip sesin kökenini ortaya çıkaramadığı.

5 - DUYU ÖTESİ ALGI

Hem Doğu, hem de Batı toplumlarında, bazı insanların bir çeşit psişik güçleri olduğuna inanılıyor. Bugüne dek psişik güçleri olduğunu iddia eden kişiler, araştırmacılar tarafından pek çok teste tabi tutuldu. Ancak elde edilen sonuçlar her seferinde ya olumsuz ya da muğlak ve şüpheliydi. Altıncı hissin gücüne inanan pek çok kişi, psişik güçlerin test edilemeyeceğini, çünkü bir nedenle kendilerine şüpheyle yaklaşanların ya da bilim adamlarının yanında azaldığını vurguluyor. Eğer bu tespit doğruysa, bilimin psişik güçlerin varlığını, gelecekte de ne ispat edebilmesi ne de çürütebilmesi mümkün görünmüyor.

6 - ÖNSEZİ

İster altıncı his, ister önsezi, ister kötü hisler diyelim; hepimizin hayatımızda en az bir ya da birkaç kez garip sezgilerimizi rehber alarak hareket ettiğimiz olmuştur. Elbette bu karamsar hislerimiz çoğunlukla yanlış çıkar. Ancak kimi zaman kimi insanların altıncı hisleri -ne yazık ki- doğru alarm verir. Psikologlar bu durumu açıklarken insanların bilinçaltlarında, farkında olmadan çevremizdeki dünya hakkında bilgi topladığını vurguluyorlar. Bu şekilde biz aslında sadece ‘görünüşte bilmediğimiz’ bazı şeyleri biliyor ya da hissediyoruz. Ancak söz konusu bilgiler bilinçaltımızın derinliklerinde yaşadığı için, bunun nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Bu açıklama kimileri için tatmin edici olsa da pek çok araştırmacıya göre önsezi, kanıtlanması ve üstünde çalışılması zor bir konu.

7 - ÖLÜMDEN SONRA HAYAT

Hayatlarında bir kez ölüme yakın deneyim geçirmiş kişilerin bazıları, karanlık bir tünelde yol alıp, sonunda beyaz bir ışık huzmesine kavuştuklarına dair hikâyeler anlatır. Bunlar arasında sevdiklerinize kavuşmak, garip bir huzur hissetmek gibi daha renkli öyküler de mevcuttur. Bu deneyimler son derece etkileyici olmakla beraber, maalesef kimse ‘öbür taraf’tan elinde bir kanıtla ya da doğrulanabilir bir bilgiyle geri dönmeyi başaramadı. ‘Öbür dünya’ meselelerine kuşkuyla yaklaşanlar, söz konusu deneyimlerin travma geçirmiş bir beynin gördüğü halüsinasyonlar olduğunu vurguluyorlar. Tabii bu nedenle de son derece doğal ve açıklanabilir olduklarını… Ölüp de geri dönen olmadığına göre, bu konu gizemini koruyacak.

8 - UFO’LAR…

UFO deyince genelde insanların aklına uçan daireler, kısacası uzay gemileri gelse de UFO’nun açılımı ‘Tanımlanamayan Uçan Nesne’… Ve bu nedenle evet UFO diye bir şey var. Çünkü dünyanın her tarafında, gökyüzünde ne olduğunu tanımlayamadıkları birtakım objeleri gördüğünü söyleyen insanlar var. Ancak bu obje ve ışıklar, aslında uçak mıdır, meteor mudur yoksa gerçekten Marslıların son model uzay gemisi midirş Bu bir türlü açıklığa kavuşamıyor.

9 - ASLA BULUNAMAYAN KAYIPLAR

İnsanlar bazen kaybolur. Bazıları yaşadıkları hayattan kaçar, bazıları büyük çaplı ve cesetlerin tanınamadığı kazalarda yitip gider, bazıları cinayet kurbanı olur. Kayıplar ölü ya da diri bulunur. Ancak bazı insanlar vardır ki adeta buharlaşırlar. 1872′de Portekiz yakınlarında bulunan ‘hayalet gemi’ Marie Celeste’in mürettebatı, Amerikan işçi lideri Jimmy Hoffa bu şekilde kayıplara karışanlardan sadece bazıları. Kaybolanlar, normal şartlarda polis soruşturması, itiraflar ya da tesadüf sonucu bulunuyor. Ancak ortada kanıt olmadığı zaman insan, psişik detektiflerin işe ele atması gerektiğini düşünüyor.

10 - BÜYÜK AYAK

Bu gizem de Amerika’dan… Yeni Kıta’da yıllar boyunca, insana benzeyen, bol tüylü, son derece iri, ‘Büyük Ayak’ adlı bir yaratığı gördüğünü iddia eden sayısız insan ortaya çıktı. Tüm kıta çevresinde kaydedilen iddialar eğer doğruysa, aslında binlerce Büyük Ayak’ın yaşıyor olması gerekirdi. Ancak bugüne kadar bu korkunç yaratığa ait tek bir ceset bile bulunamadı. Ortada belirsiz fotoğraflar, video kayıtları ve tanıkların açıklamalarından başka bir şey yoktu. Görünen o ki, Büyük Ayak da, İskoçya’nın varlığı bir türlü kanıtlanamayan ünlü Loch Ness canavarı gibi gizemler dünyasındaki yerini koruyacak.

Spamlarin Yeni Hedefi

Date Ekim 31, 2007

Manipülatörler ile hackerlar birleşince e-posta hesaplarını şişiren SPAM’ler, hisse senedi fiyatını hızlı biçimde yükseltme amacıyla kullanılmaya başladı.Borsada manüpilasyon yapmak amacı ile internet kullanıcılarına gönderilen SPAM saldırısına en son örnek salı (7 Ağustos) günü gerçekleşti. İnternet güvenlik firması Sophos tarafından farkedilen SPAM saldırısının, internetteki toplam SPAM trafiğini de yüzde 30 artırdığı belirtildi.

Eklentisinde PDF dosyası bulunan SPAM e-postaların gönderildiği saldırıda; ekteki dosyada, kablosuz ürünler satan bir ABD şirketinin borsada işlem gören hissesinin satın alınması tavsiye ediliyor. Borsada tipik talep yaratıp, fiyatı yukarı çekme hilesi olan bu yöntem, borsa jargonunda “tetikçilik” olarak bilinen yöntemin sanal aleme yansımasına benziyor.

Tetikçilik kısaca, bir hissede ucuz fiyattan pozisyon alarak, hissenin fiyatını yapay işlemler ile yukarı çeken bir grubun daha sonra ellerindeki hisse senetlerinisatmak için alıcılara yanlış bilgiler yayması olarak tanımlanabilir. Manipülasyonu yapan grup için çalışan “tetikçi” diye tabir edilen kişiler, satın aldırdıkları hisse miktarına göre komisyonu hakeder.

Yüzde yüz aynı olmasa da; tetikçiliğe benzeyen bu yöntemde, belli bir hisse senedi için, şirket içerisinden bilgi alındığı ve yakın zamanda gerçekleşecek bir faaliyetin, şirketin borsadaki değerini artıracağı söylentisi yayılır. Uydurma olan bu haberin, gerçek olduğuna inanan yatırımcı da, fırsatı kaçırmamak için fiyat sorgulaması yapmadan hisse senedini alım işlemini gerçekleştirir. Keza, Sophos tarafından farkedilen saldırıda kullanılan bilgi de, tıpkı bahsettiğimize benzer şekilde, şirketin Porto Riko’da iki yeni perakende satış mağazası açacağına odaklanıyor.

Bu yöntemi sanal alemde, çok daha geniş kitleye daha kısa zamanda yayma imkanı tanıyan e-postalar, sanal tetikçiler için eşi bulunmaz bir nimet niteliği taşıyor. Yöntemi, zombi adı verilen, saldırıyı yaptığından habersiz bilgisayarları aracılığı ile gerçekleştiren dolandırıcılar, aynı anda milyonlarca kişiye bu mesajı gönderiyor. Konu hakkında çok bilgisi olmayan ve kısa sürede para kazanmayı planlayan yatırımcıların, bu e-postalara inanıp, bahsedilen hisse senedinde alış işlemi gerçekleştirmesi hissenin fiyatını hızlı bir şekilde yukarıya çekiyor.

Hisse senetlerinin bu fiyat artışını fırsat bilen manipulasyon grubu da, daha önce ucuz maliyetle topladıkları hisse senetlerini, yükselen bu fiyatlardan satma şansı yakalıyor. Manipülatörler ile hackerların birlikte organize ettikleri bu yöntemde, hackerlar bir anlamda tetikçilerin yerini alıyor.

Bahsedilen hissede gerçekleşen son olayda da, yine aynı yöntemin kullanılması ile yüzde 60′a yaklaşan bir fiyat artışı yaratıldı. Manipülasyon yapanların bulunması için açığa satış (elinde hisse senedi bulunmayan yatırımcıların, sanki o hisseye sahipmiş gibi, yüksek fiyattan satış işlemi gerçekleştirip, hisse senedinin fiyatı düşünce, satılan adet kadar satın alıp yerine koyması işlemi) işlemleri yapanların kontrolünü isteyen bahis konusu şirket ise manipulasyon ile ilgisi olmadığını iddia ediyor.

Hisse senedinin fiyatını yukarıya çekip, daha sonra satmayı amaçlayan SPAM e-postaların, toplam SPAM postalar arasındaki payı ise yaklaşık yüzde 25′lik bir kısmı oluşturuyor. Bu yöntem de PDF formatının kullanılması ise temel bazı anti-SPAM filtrelerini geçme amacını güdüyor.